trende

İŞ ADAMLARI İSTİŞARE TOPLANTISI

14.03.2026
16

            Sanayi ve Ticaret Bakanı Sn.Nihat ERGÜN’ün katılımıyla İşadamları İstişare Toplantısı 14.05.2010/TOKAT Grand Ballıca Otel

            Sayın Bakanım,

            Sayın Valim,

            Çok Değerli Milletvekillerimiz,

            Sayın  İl Belediye Başkanım

            Sayın Rektörüm,

            Kıymetli Kaymakamlarımız,

İlçe Belediye Başkanlarımız,

            Oda,Borsa Başkanlarımız,

            Siyasi Partilerimizin ve Sivil Toplum Kuruluşlarımızın Değerli Temsilcileri,

            Çok Kıymetli Tüccar ve Sanayicilerimiz,

            Değerli Basın Mensupları,

            Sevgili Konuklar…

            Bugün; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı gibi zor ve meşakkatli bir görevi, devraldığı günden bu yana, çok başarılı bir performansla yürüten ve ülkemize hizmet etmekte olan genç ve dinamik Bakanımız Sayın Nihat ERGÜN Beyefendiyi İlimizde ağırlamanın büyük onur ve gururunu yaşıyoruz.

Sayın Bakanım; İlimize ve toplantımıza teşrifleriniz için, bugünü yaşamamıza vesile olduğunuz için sonsuz teşekkürlerimi arz ediyorum.

Hoş geldiniz, Safalar getirdiniz…

Kıymetli Konuklarımız,

Davetimize icabet ederek toplantımıza katılımlarınız nedeniyle sizlere de ayrı ayrı teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

Hoşgeldiniz…

Sayın Bakanım,

Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın sizin döneminizde sergilemekte olduğu yüksek performans ve zatıalinizin takdire şayan çalışmalarını ve çabalarını büyük bir memnuniyetle izlemekteyiz. “Her şey üreten ve ürettiğiyle büyüyen bir Türkiye için…” sloganıyla çıktığınız bu yolda size başarılar dilerken, her zaman yanınızda ve yakınınızda olacağımızın, çalışmalarınızın  her zaman destekçisi olacağımızın bilinmesini arzu ediyoruz.

Tüccar ve sanayicimiz adına yapılacak her türlü çalışmanın ve aktivitenin, ülkemiz ve İlimiz ekonomisine sağlayacağı faydanın farkında olarak bizlere düşen görevlerde yer almak, geleceğin güçlü Türkiye’sine bir nebze olsun katkıda bulunmak arzusuyla sizden görev ve sorumluluk talep ediyoruz.

Bizler de; Tokat sevdasıyla çıktığımız bu yolda Tokat’ı 2020’li yıllarda Türkiye ekonomisinin önemli bir aktörü haline getirebilmek için sizlerin engin bilgi ve tecrübelerinizden faydalanmak, bu anlamda desteğinizi almak ve “Marka Şehir Tokat’ı” ülkemize hediye etmek istiyoruz.

Sayın Bakanım,

İlimizde sanayileşme hareketi Devlet eliyle 1930’lu yıllarda başlatılmış olup, ilk eser Turhal Şeker Fabrikasıdır. Turhal Şeker Fabrikasının faaliyete geçmesiyle birlikte şeker pancarı üretimi, tarımın ve tarım yapılacak arazilerin önemini ortaya çıkarmış ve 1950’li yıllardan itibaren Almus Barajının yapımı, sağ ve sol sahil sulama kanallarının tesisi Kazova bölgemizin kurutma kanalları vasıtasıyla sazlık ve bataklık durumundan  kurtarılarak mümbit birer tarım arazisi olması yönünde Devletimiz tarafından çok ciddi projeler gerçekleştirmiştir. 1974 yılında programa alınarak 1980’li yıllarda kamu kaynaklarıyla Tekel Sigara Fabrikası yapılmış, zaten tütün yetiştirme geleneğine sahip olan ilimizde kalite ve rekolte öneminde çok büyük aşamalar kaydetmiştir. Sigara Fabrikasına bağlı olarak Erbaa,Niksar,Taşlıçiftlik ve Merkezde olmak üzere 4 adet Yaprak Tütün İşletmesi bu dönemlerde tesis edilmiştir. Bu işletmeler sayesinde de sulanamayan arazilerimizde kalitesi son derece yüksek tütün üretimi gelişmiş ve yöre halkına ekonomik anlamda önemli katkılar sağlamıştır.

İlimizde bu güzellikler yaşanırken bir taraftan da 1990’lı yıllarda Gaziosmanpaşa Üniversitemizin kuruluşu gerçekleştirilmiş, bu anlamda da sosyal ve ekonomik kazanımlar elde edilmiştir.  Zaman içinde özel sektör yatırımları kendisini göstermeye başlamış, Tokatlı girişimcilerimizin gayret ve çabalarıyla büyük adımlar atılmış ve kalkınma adına güzel şeyler yaşanmıştır. Özellikle 90’lı yıllarda bu hareketlilik büyük bir ivme kazanmış ve o döneme göre beklentilerin üzerinde bir gelişme sağlanmıştır. Ancak zaman zaman Devletimiz tarafından ortaya konulan teşvik politikaları, belki gerçek bir değerlendirme yapılamadığı için, belki doğru planlanamadığı için bizleri oldukça zor durumlara sokmuş, o günlerdeki heyecan yok olmuştur. Bu tür problemlerin yanı sıra ülkemiz ekonomisinin yaşamak zorunda kaldığı ulusal ya da evrensel boyuttaki sıkıntılar, krizler; yaşadığımız o günlerden bizleri maalesef çok gerilere götürmüştür. Bu tür depremlerin etkisi; ekonomik altyapıları güçlü illerimize göre bizi daha da fazla etkilemiştir. Bu durumun aşılması noktasındaki bireysel çabalar da maalesef pek etkili olamamıştır. Kısacası Tokat’ın üretimden kopmasına neden olmuştur. 5084 sayılı kanunla işletmelerimize can suyu verilmiş olsa da beklenen kalkınmanın sağlanması mümkün olamamıştır.

Bugün geldiğimiz noktada ise; halihazırda çalışan işletmelerimizin problemleri aslında Türkiye’nin genel ekonomik problemleri ile aynı paraleldedir. Özellikle üretim üzerindeki anormal yükler sanayicimizi ciddi anlamda zorlamaktadır.

En adil olan vergi; gelirden alınan vergidir. Zaman içerisinde ekonomiyi kayıt altına alamamamızın neticesi olarak adil olan, gelirden alınan verginin yerini, adil olmayan dolaylı vergiler almıştır. Dolaylı vergilerin oranı arttıkça da her alanda kayıt dışı ekonomi körüklenmiştir. Bu olumsuz gidişat tüccar ve sanayicimizi Dünya’nın en pahalı akaryakıtıyla, en pahalı elektriğiyle üretim yapıp, istihdam yaratıp, uluslar arası piyasada da rekabet etme gibi zor bir durumda bırakmıştır. Gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelere baktığımızda ilk gözümüze çarpan şey ekonomilerinin kayıt altında olması, aynı şekilde az gelişmiş ülke ekonomilerine baktığımızda da ilk göze çarpan olumsuzluğun ülke ekonomilerinin büyük bir kısmının kayıt dışında olmasıdır.

Tüm bunların üzerine yaşanmakta olan küresel krizin etkileriyle sıkıntılar çok daha farklı ve endişe verici bir boyuta ulaşmış bulunmaktadır. İşletme sayıları ve işletme ölçekleri noktasından baktığımızda, zaten oldukça yetersiz olan İlimizde; genel problemlerin ağırlıkları çok daha fazla hissedilmektedir. Bu nedenle Hükümetimizden ve sizlerden, üretimin üzerindeki yüklerin azaltılması anlamında bir yeniden yapılanma sürecinin başlatılması çalışmalarını kısa zamanda beklemekteyiz. Zaten zor ve sıkıntılı günler geçirmekte olan işadamlarımızın rahatlatılmasının yanında, Türkiye’nin gelecekteki ekonomik duruşunu, Dünya’nın büyük ekonomileri arasında yer alma arzusu ve umudunu güçlendireceğini düşünmekteyiz. Eğer müreffeh bir ülkede yaşamak istiyorsak, reel sektörümüzün önünü açmalı, üretim üzerindeki yükleri kaldırmalı, bürokrasiyi olabildiğince düşük seviyeye indirmeli, sektörel anlamda gerçekçi politikalar üretmeliyiz.

İşletmelerimizin kalifiye eleman ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için mesleki ve teknik eğitime, bu bağlamda eğitim veren okullarımıza gerekli önemi ve özeni göstermeli, gerekirse bu konuda sivil toplum örgütleri ve özel sektörle işbirliği yapmalıyız.

İşsizlerimize iş ve aş bulabilmek için bugünden sonra her yıl Türkiye ekonomisini en az % 7 büyütmeli, bunu başarabilmek için de işletmelerimizi büyütmeliyiz. % 7 büyümenin altında kalacak bir rakamla Dünya ekonomisi üzerinde söz sahibi olacak bir ekonomiye sahip olmamızın mümkün olmayacağına inanmaktayız.

İşletmelerimizin finansman sorunlarını çözmeliyiz. Bizler; bu konuda bankaların biraz daha inisiyatif kullanması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle bu tür dönemlerde bankalar kar amaçlarının yanı sıra sosyal sorumluluk kimliklerini de kullanmalı, yaşanan kriz nedeniyle sıkıntıya düşmüş olan işletmeleri ayırt etmeli ve yapıcı yönde kredibilite sağlamalılar. Sistemi tıkayan değil, sistemin önünü açan bir anlayışla politikalar üretmeliler.

Ancak ve ne yazık ki gördüğümüz tablo bunun tam tersi…

            Çok değil bundan yaklaşık 10-15 yıl önce bir devlet memurunun kredi alabilmesi gibi bir durum neredeyse mümkün değildi. Tüccar ve sanayici kredibilite noktasında tek durumdaydı. Ücretli çalışan bir kişinin kredi kullanabilmesi için bankalar mutlaka tüccar bir kefil isterlerdi. Bugün tablo öyle içler acısı bir duruma geldi ki tüccar arkadaşlarımıza kredi vermek için bankaların memur kefil talep ettiklerini duyuyoruz.

Bu gerçekten çok üzücü ve tehlikeli bir durum… Benim için bu; direkt olarak ticaretin ve sanayinin baltalanması, ayaklar altına alınması anlamına geliyor. O ücretliye maaşının ödenebilmesi için üretip, kazanıp Devlete vergi veren insanların aşağılanmasından başka bir şey değil bu. Sadece karlılık kaygılarıyla Reel Sektörü bir tarafa itip, garanti olarak görülen bordrolunun peşine düşülmesini bankacılıkla bağdaştırmak imkansız… Üretime destek vermeyen, sürekli tüketim çığırtkanlığı yapan bankalarımız özellikle bu ortamda asli işlevlerine geri dönmeliler. Aksi halde bu gidişatın sonu çok da parlak görünmüyor.

Bu konuyla bağlantılı olarak bir konuyu daha Sayın Bakanımızla paylaşmak istiyorum. Kriz dönemlerinde sıkıntıya düşmüş, çeki yazılmış, senedi protesto olmuş, kredisi geç ödenmiş dürüst tüccar ve sanayicimizin korunması ve sıkıntılarının giderilmesi adına Hükümetimiz tarafından çıkarılan sicil affı kanununun faydasını hiç kimse inkar edemez. Çok yerinde ve zamanında düşünülmüş bir uygulama olarak hafızalarımıza kazınan bu çalışmanın maalesef istenildiği gibi sonuca ulaşmadığını görmekte ve yaşamaktayız. Kamu bankalarının ve Merkez Bankasının bu kayıtları silmiş olmasına rağmen bir çok özel bankanın hala bu kayıtlar üzerinden hareketle tüccar ve sanayicimizi sıkıntıya soktuklarını biliyoruz. Ne tür bir çözüm üretilebileceği konusunda teknik bilgimiz olmamakla beraber konunun zorlayıcı bir takım hükümlerle çözüme kavuşturulmasının gerekli olduğuna inanmaktayız.

Sayın Bakanım,

Ülkemizin genel ekonomik problemlerinin yanında; yerel anlamda yaşamakta olduğumuz bir takım problemleri de izninizle paylaşmak arzusundayım.

İlimizin de içinde bulunduğu ve 49 İl’i kapsayan 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki Kanunu” kapsamında Gelir Vergisi Stopajı ve Sigorta İşveren Hissesi teşviki 31.12.2012 tarihine kadar devam etmektedir. Aynı şekilde; 2009 yılı sonuna kadar yatırımlarını tamamlamış olanlar için de elektrik enerjisi desteği yine 2012 sonuna kadar devam edecektir. Ancak yine bu kanun kapsamında teşvik unsuru olarak kullanılan Bedelsiz Yatırım Yeri Tahsisi 06.02.2010 tarihi itibariyle sona ermiş bulunmaktadır. İlimizdeki işletmeler ve yatırımlar için 2012 sonunda uygulaması sona erecek teşvik unsurları kadar Bedelsiz Yatırım Yeri Tahsisi de çok önemli bir destektir. Zaten küçük sermaye yapılarıyla ayakta kalma mücadelesi veren ya da küçük birikimlerle üretim yolunda ilerlemeyi amaçlayan girişimcilerimizin ellerindeki kıt kaynağı arsa bedeli olarak kullanmaları durumunda yatırımın yapılması ve tamamlanması aşamalarında finansman sorunları ortaya çıkmakta ve varolan yarım kalmış yatırımlara yenileri eklenmektedir. 16.07.2009 tarih ve 27290 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren ”Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar”ın 11.maddesinde bahsedilmekte olan Yatırım Yeri Tahsisi, 4706 sayılı kanun kapsamındaki hazine arazilerini işaret etmektedir. Söz konusu kararın 11.maddesine Organize Sanayi Bölgelerindeki arsaların da bedelsiz tahsisinin eklenmesi en büyük arzumuz ve temennimizdir. Yatırım yerinin bedelsiz tahsisi yatırımcılarımızın en fazla ilgi gösterdikleri teşvik unsuru olması nedeniyle İlimizde mevcut OSB’lerdeki parsellerin bir an önce yatırıma dönüştürülmesi bakımından çok önemli ve elzemdir.

Yine; 16.07.2009 tarihli Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar çerçevesinde İlimiz, 3.bölge illeri arasında yer almış bulunmaktadır. İlimiz açısından oldukça sıkıntılı bir durum ortaya çıkaran bu uygulama, Rekabet Edebilirlik anlamında Tokat’ı bir adım geriye atmıştır. İtirazımız kesinlikle sayılarla ilgili değildir. 3. veya 4.bölgede olmanın teşvik unsurlarından faydalanmak bakımından çok farklılıkları olmamakla birlikte 3.bölge içerisinde sayılan gelişmiş ve kalkınmış illerle, Tokat’ın yatırım çekme anlamında rekabet edebilmesi mümkün değildir.

Yaklaşık 3 Milyar Dolar ihracatı olan Gaziantep’le, yine 1 Milyar Dolar ihracat rakamını yakalamış Konya ile, OSB’lerinde tahsis problemi bulunmayan ve yeni OSB’ler kurmakta olan Kahramanmaraş, Manisa, Kayseri gibi illerle aynı kategori içerisinde yer alıyor olmak, bizlerin üzerine anlam bile yükleyemediğimiz bir uygulamadır. Bu illerin standartları ve gelişmişlik düzeylerine göre yapılacak bir kıyaslama; Tokat’ın bu illerin bulunduğu kategoriden 2 kademe daha aşağıda yani 5.bölgede yer almasına işaret eder ama maalesef böyle bir kategori yok…

Bizlere göre; bu uygulama acilen gözden geçirilmeli, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılan Kalkınma Ajansları bölgelendirmesi bu uygulamadan çıkarılmalı, iller bazında yeni bir değerlendirme yapılarak durum derhal düzeltilmelidir. Aksi takdirde iller arasındaki gelişmişlik düzeylerindeki farklılıklarda daha büyük uçurumlar oluşacaktır.

Sayın Bakanım,

KOSGEB’in faaliyetine başladığı günden bu yana İlimiz söz konusu destekleri, Çorum İşletme Geliştirme Merkez Müdürlüğünden almaktadır. KOSGEB’in sanayicilerimize vermekte olduğu çok çeşitli desteklerin yanı sıra Hükümetimizin özellikle kriz döneminde küçük işletmelerimizin sıkıntılarını gidermek amacıyla tabana yaymaya çalıştığı krediler de KOSGEB üzerinden muhataplarına ulaştırılmıştır. İlimizde de bu tür faaliyetler ve KOSGEB’in asli işlevleri 2005 yılında Odamız bünyesinde kurulmuş olan Sinerji Odağı vasıtasıyla Çorum kontrolünde devam ettirilmektedir. Ancak, nihai karar merciinin Çorum İşletme Geliştirme Merkez Müdürlüğü olması nedeniyle zaman zaman aksamalar yaşanmakta, bu aksamalar nedeniyle de İlimiz tüccar ve sanayicisinin söz konusu desteklerden zamanında ve yeterince faydalanması sağlanamamaktadır. Bu nedenle; Bakanlığınız kontrolünde bulunan KOSGEB’in İlimizde İşletme Geliştirme Merkez Müdürlüğü kurması, dolayısıyla desteklerin İlimiz sanayicisi ve tüccarına daha kısa zamanda ulaştırılabilmesi için konu ile ilgili olarak emirlerinizi ve desteklerinizi arz ediyoruz.

Turhal ilçemizde faaliyet göstermekte olan Şeker Fabrikamız yıllardır Tokat çiftçisinin geçim kaynağı olmuş, diğer ürünlerin yanı sıra şeker pancarı üretimiyle maddi kaynak sağlamış, İlimiz ekonomisine önemli katkılarda bulunmuş ve bulunmaktadır. Ancak son yıllarda şeker üretimi noktasında yaşanan bir takım sıkıntılara bağlı olarak ortaya konulan kota uygulaması ile hem çiftçilerimizin, hem de fabrikamızın gelirlerinde önemli düşüşler yaşanmıştır. Turhal Şeker Fabrikamızın şeker pancarı kotasının Bakanlığımız yetkisiyle tolerans miktarı kadar artırılması konusunda da emirlerinizi arz ediyoruz. Çiftçimizi bu zor dönemde çok rahatlatacak olan kota yükseltilmesinin çarpan etkisi ile birçok sektörde önemli bir canlanma sağlayacağına inanmaktayız.

Tüm bunların yanı sıra; İlimiz için büyük ve önemli bir potansiyele sahip olacağına inandığımız Endüstriyel Tarım ve Hayvancılık alanında da bir takım sıkıntılar yaşamakta ve haksız rekabete maruz kalmaktayız. Bunlardan bazılarını izninizle sıralamak istiyorum.

  • Yılın yaklaşık 8 ayında Türkiye’nin bir çok bölgesinde uygulanmakta olan Yaş Sebze ve Meyve ihracatı destekleri, Tokat’ın sezonu olan aylarda uygulanmamaktadır. Bu nedenle İlimizde yıllık olarak üretilmekte olan yaklaşık 1.000.000 Ton sebze ve meyvenin İlimizden ihracatına firmalar yeterince ilgi göstermemekte ve İlimiz açısından önemli bir kaynak kaybı ortaya çıkmaktadır. Ürün ve mevsim bazında düzenlenen söz konusu destekten ihracatçılarımız faydalandırılmalı, pazarlama sıkıntıları nedeniyle hak ettiği değeri bulamayan ürünlerimizin değeri, dolayısıyla üreticilerimizin gelirleri artırılmalıdır.
  • Yaş Sebze ve Meyve, kuru bakliyat gibi ürünlerin ihracatında olmazsa olmaz belgelerden Kontrol Belgesi, Dış Ticarette Standardizasyon Genel Müdürlüğü Denetim Şubesi tarafından düzenlenmektedir. Mevcut tarımsal potansiyelimize karşılık ,söz konusu şube İlimizde bulunmamaktadır. En yakın olarak Samsun’da bulunan Denetim Şubesi görevlilerini her ihracat için Samsun’dan getirmek ve geri götürmek ihracatçılarımıza yeni bir maliyet olarak yansımakta ve kaynak israfına neden olmaktadır.
  • Yine tarımsal ürünlerin ihracatında ithalatçı ülkeler tarafından sorulmakta olan ürün analiz raporlarını düzenlemek üzere bir laboratuar İlimizde olmadığı gibi bölgemizde de bulunmamaktadır. Özel sektör ya da kamu eliyle kurulabilmekte olan söz konusu laboratuarların kurulması ve akreditasyon süreçleri konusunda da destek ve yardım beklemekteyiz.

Sayın Bakanım,

Biraz evvelde bahsettiğim gibi İlimizin kalkınma ve gelişmesi için en önemli gördüğümüz potansiyelimiz ENDÜSTRİYEL TARIM ve HAYVANCILIK’tır…

Bizler küçük sermaye birikimlerimizi bu alanda yatırıma dönüştürmeyi amaçlıyor ve gelecek planlarımızı bu projeksiyon çerçevesinde yapıyoruz. Ancak bu büyük tarımsal potansiyelin değerlendirilebilmesi için İlimiz yatırımcısının yanı sıra yurtiçi ve yurtdışından da bu alanda yatırımcı almamız gerekiyor. Tam bu noktada da Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın ve ilgili diğer kuruluşlarımızın da desteğine gerçekten çok ihtiyacımız var. Özellikle tarımsal sanayi alanında yatırım, işbirliği ve ortaklık yapmak isteyen yatırımcıların, ticaret yapmak isteyen tüccarlarımızın Bakanlığımız tarafından İlimize yönlendirilmesi İlimiz açısından kesinlikle çok büyük bir kazanım olacaktır. Bu konuda da desteklerinizi talep ediyoruz.

Sayın Bakanım,

Çok Değerli Misafirlerimiz…

İl olarak problemlerimiz büyük ve çok… Ama hiçbirisi aşılmaz değil.

Bizler; Tokatlılar olarak el ele verdiğimiz takdirde, Devletimizden de gerekli desteği alarak bunu başarabilir, çocuklarımıza ve torunlarımıza yaşanabilir bir gelecek armağan edebiliriz.

Gelin bir olalım, birlik olalım…

Tokat’ın ve Türkiye’nin üretimden başka bir şansı yok…

Bu duygu ve düşüncelerle ;  İlimize teşrifleri ve toplantımıza iştirakleri nedeniyle Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Nihat ERGÜN Beyefendiye ve bizleri bugünde yalnız bırakmayan siz değerli Dostlara tekrar teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ahmet ARAT

Tokat Ticaret ve Sanayi Odası

Yönetim Kurulu Başkanı

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Ahmet ARAT
Ahmet ARAT
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabilirim?